
Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard, “Rijkaardla Soru Cevap” programında önemli açıklamalar yaptı.
Rijkaard, Galatasaraya geldiğinden beri olumlu bir hava esiyor. Geldiğinden beri başka bir futbol konuşuluyor. Onun oynattığı futbolla attığı gollerle yakaladığı başarılarla kırdığı rekorlarla daha şimdiden adından söz ettiren bir isim oldu. Önümüzde Strum Graz maçı ve Ankaragücü deplasmanı var. İlk olarak doğum günü kutlu olsun. İyiki doğdu iyiki Galatasarayda.
Sabah uyandığımda doğum günüm olduğunu anladım. Bu çok güzel ve özel bir gün. Bütün yıl içerisinde bunu bir kere yaşıyorsunuz o yüzden çok güzel bir gün.
Kendisi 48 yaşına bastı. Ama bizim buralarda meşhur bir laf vardır, Frank Rijkaard hiç göstermiyor yaşını formunu neye borçlu?
Yaşımı göstermememin sebebi 47 yaşına bastım ondan göstermiyorumdur. Tamamen 48 yaşında değil 47 yaşında gösteriyorum.
İstanbulda yeni yaşını kutlaması nasıl bir duygu? Yeni bir ülke, yeni bir şehir. Farklı bir şehir belkide ilk defa geldiği bir şehir, neler hissetti bu şehirde yeni yaş gününde Frank Rijkaard?
Öncelikle şunu söylemek istiyorum. İstanbulda olmaktan ve Galatasarayda çalışmaktan dolayı çok mutluyum. Buraya gelmeden önce İstanbula gelmeden önce bazı yorumlar almıştım tabiki. İstanbul ile ilgili bazı bilgilerim vardı. Ama dürüst olmam gerekirse beklentilerimin daha üzerinde çıktı İstanbul. Onun için çok mutluyum. Onun dışında Galatasarayda çalışmak da bana çok büyük bir gurur veriyor. Yeni yaşımda yeni başarılarla Galatasaray taraftarını mutlu edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Kimsenin bu konuda bir şüphesi yok. Doğum günü olduğu için biraz kendisinden bahsedelim istedik. Aslında bazı insanlar vardır ansiklopedi gibidir. Çevir çevir oku denir. Frank Rijkaard onlardan bir tanesi doğduğu Surinamdan başlarsak bugüne kadar gelsek programlar yetmez. Klasik sorular sormak istiyorum. Rijkaard futbola nerde ve nasıl başladı?
Futbola Amsterdamın sokaklarında başladım. Ondan sonra amatör bir takıma katıldım. Ağabeyim de kendisi benden 4 yaş büyük onun oynadığı amatör takıma katıldım. Gençliğim boyunca iki amatör takıma daha gittim. Toplam 3 tane amatör takımdan sonra 16 yaşında Ajaxta oynama şansı buldum. Ajaxta futbol kariyerim başladı diyebilirim.
Ajax yılları meşhur yıllardı. Futbolu yakından takip edenlerin o dönemde sayacakları belkide en önemli takım Ajaxtı. O yıllardan biraz bahsedebilir mi? O yıllara dair unutamadığı anıları var mı?
O zamanlar öncelikle Juan Cruyff, Juan Neeskens gibi futbolculara teşekkür etmek lazım. Onlar Ajaxı bir yere taşıdı, isim yaptı Avrupada. Benim Ajaxa katıldığım zaman da genç futbolculara şans veriliyordu. Geçiş dönemiydi. O sayede bende oynama şansı buldum.
O döneme baktığımızda turnuvanın en iyi takımı Hollanda iyi futbol oynayan takımı Hollanda şanssız bir şekilde elendiği apaçık ortada, ama bakıyorsunuz teknik direktör Frank Rijkaard istifa ediyor. O dönem istifa etmenizin sebebi neydi?
Çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum çünkü o günkü şartlarda o günkü turnuvada benim amacım şampiyon olmaktı, en azından final oynamaktı. Ama İtalyaya karşı kaybettik. O yüzden yeterli gelmedi bana bu ve böyle bir karar verdim. Çünkü o zamanki kadro yapısı çok iyiydi. Çok kaliteli futbolcular vardı ve bu amacımıza ulaşamadık. Artık ondan sonra bir sene daha ileri götürmenin bir anlamı olmadığını düşündüm. Zaten o zamandan sonra da doğru bir karar verdiğimi anladım. Bir sonraki sene gruplardan da çıkmadılar. O yüzden o jenerasyonun sonu gibiydi. Bence çok doğru bir karar verdiğimi düşündüm. Tabi şunu da belirtmemde fayda var. İstifa etmedim. Öyle birşey yok. Sadece kontratım bitiyordu. O yüzden kontratımı uzatmadım.
Çok şanssızdı Hollanda. Aslında başarı ille da kupa değil. Kupayı alamadı ama Hollandanın hafızalarda kalan tek maçı İtalya ile oynadığı maç.
Ama o değildi. Amaç şampiyon olmaktı ve biz İtalyaya elenmeden devam etmemiz gerekiyordu. O yüzden böyle bir karar verdim.
Peki sonra 2001-2002 sezonunda Sparta Rotterdam takımını çalıştırdı. Orası çok iyi gitmedi. Bir sene sonra Barcelonaya gitti. Juan Laportanın en büyük seçim kozuydu. O günlerden biraz bahsedebilir misiniz?
Öncelikle Sparta Rotterdam döneminden bahsedersek başarısız bir sezon geçirdik sizin dediğiniz gibi. Bunun en önemli sebebi kulübün parasal sorunları vardı. O yüzden de futbolcuları elinde tutamadılar. Orada bir sıkıntı yaşadık parasal açıdan oyuncu açısından. Ondan sonra Barcelonaya gitmem benim açımdan bir sürpriz oldu. Tabi Barcelona çok büyük bir kulüp. Orada daha farklı başarılar yakaladık.
Bugünkü Barcelonanın temelinde Rijkardın büyük bir katkısı olduğu söyleniyor. Valdez, Xavi, Iniesta ve Puyol gibi isimler onun zamanında ilk kez bu kadar ön plana çıktılar ve dünyanın kendi mevkisindeki en iyi oyuncuları oldular. Bu durumla ilgili olarak yorumunu merak ediyorum. Şuan Dünya futbolunun zirvesinde Barcelona var. Rüya takım olarak adlandırılıyor. Kendisine böyle bir pay biçiliyor. Guardiolada böyle söylüyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Öncelikle orada çok güzel 5 sene geçirdim. Çok güzel anılarım oldu. Bazı kötü anılarım da oldu. Onun haricinde Guardiyolaya değinmek gerekirse Guardiyolanın da işi çok kolay değil. Çünkü belli bir seviyeye gelmiş takım var. Belli başarılara imza atmış bir takım var. Şimdi aynı takımla ama takviyeler yapıldı tabi. Eski dönemden benim çalıştırdığım bir çok oyuncu var. O takıma aynı konsrastasyonla daha üst bir seviyeye taşıdı. Guardiyolanun yaptığı bu işi çok takdir ediyorum. Benim açımdan çok güzel bir beş sene oldu.
Yine muhteşem bir mütevazılıkla kendisine biçilen o payla ilgili yorumda bulunmadı. Hala söylememekle ısrar edicekmi hocamız ?
Ama bu şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü kendisi devam ediyor orda. Bu başarı onun başarısıdır.
Onun zamanında Valdez, Xavi, Iniesta ve Puyol gibi oyuncular dünya vitrinine çıktılar. Galatasaray altyapısından da dünya vitrinine çıkabilecek isimler görebilir miyiz, Galatasaraydaki altyapı sistemi hakkında bununla ilgili gelecekte bir planınız var mı?
Çok kaliteli bir A2 takımına genç takıma sahibiz. Çünkü A2 takımından birçok gençle kampta çalışma fırsatı bulduk ve onların şuanki kalitesini biliyoruz. Herhangi bir sıkıntı olduğunda onları çağırmaya çalışıyoruz. O bağı hiç koparmadık. O yüzden bir çok kaliteli futbolcu var ve mutlaka iyi yerlere geleceklerdir.
O dönemdeki başarının sırrı nerede yatıyordu ?
Hollanda mentalitesinde yatıyor diyebiliriz. O zamanlara baktığımızda atak futbolu seven, kollektif futbolu seven, takım içindeki organizasyonlara önem veren bir futbol anlayışı vardı. O yüzden dünya futbol camiası, bu farklı mentaliteyi dünya futboluna kazandırdığı için Hollanda takımlarına teşekkür eder. Atak