Semih Kaya, bu yıl forma rekabetinin içinde olacağını söyledi.

Sağlık durumunla ilgili neler söylemek istersin?

Sağlık durumum şu an gayet iyi, bundan yaklaşık üç hafta önce Almanyadan geldim. Orada üç hafta tedavi gördüm. Oradaki doktorlar ve fizyoterapistler Türkiyeye döndükten altı hafta sonra antremanlara çıkabilecek, sekiz hafta sonraysa maç yapabilecek duruma gelebileceğimi söylediler. Zaten buradaki çalışmalarım da çok iyi gidiyor. Fizyoterapist Cumhur Ağabeyim, Burak Ağabeyim, Doktor Murat Ağabey, İlker Ağabey, hepsi yakından ilgileniyorlar benimle… Fatih Hocayla çalışmaya başladım, salonda kuvvet çalışmalarına ağırlık verdik. Gayet iyi gidiyor çalışmalarım. Yaklaşık dört hafta sonra sahada çalışmaya başlayabilirim.

Rijkaardla özel bir görüşme yapıp, form durumun hakkında konuştunuz mu?

Rijkaardla özel bir görüşme yapmadık ama benim düşüncem Fatih Hocanın hakkımda olumlu rapor verdiği doğrultusunda… Ayağım da iyiye gidiyor şu anda, en kısa zamanda tam olarak toparlanıp takımdaki yerimi almaya çalışacağım.

Sözleşmen üç yıl uzatıldı ve bu Kulübün sana ne kadar çok güvendiğinin bir göstergesi. Taraftarlar internette, forumlarda senin ne zaman döneceğinle ilgili konuşuyorlar. Senden çok büyük bir beklentisi var camianın… Bu durum seni ne şekilde etkiliyor?

Benden çok şey bekliyorlar, farkındayım. Türkiyede sürekli sıkıntı olan bir mevkide oynuyorum, stoperde… Zaten bizim takımda da stoper oynayan ağabeylerimiz sürekli olarak sakatlıklar yaşıyorlar, ben de onların kervanına katılmış oldum. Bizim mevkide bir sıkıntı var, ama zamanla bunu toparlayacağız. Gökhan Ağabey sakatlıktan döndü, Emre Ağabeyde yavaş yavaş toparlanıyor. Ben de yaklaşık 4-5 hafta sonra takımdaki yerimi almaya çalışacağım. Bunu da başaracağım gibi görünüyor.

Sonrasında da bir rekabet ortamı oluşacak tabi ki…

Tabi ki… Geçen yıl öyle bir rekabet ortamı yoktu, ben de zaten öyle bir ortama girmek istemiyordum. Yaşım da küçüktü, tecrübe eksikliği de yaşıyordum. Ama artık bu yıl rekabet başlıyor.

Daha önce sana sorulduğunda “Genç futbolcuların başka takımlara kiralanmasını olumlu karşılıyorum, ama ben Galatasaraydan ayrılmak istemiyorum” demiştin.

Ben öncelikle Galatasarayda oynamak istiyorum. Başka bir takım beni istese, şu anda benim için iyi olurdu ama ben Galatasarayda forma şansı bulmak istiyorum. Hedefim bu.

Ailende daha önce baban da futbolculuk yapmış…

Babam eski kalecilerdendi. Somasporda oynamış. O dönemde babam A takımdayken, Alpay Özalanda Somasporun yıldız takımında forma giyiyormuş. Sanırım dedem engel olmuş babamın futbolculuk kariyerine devam etmesine… Ailenin tek oğlu olduğunu ve İzmirdeki arazilerimizin başında durması gerektiğini gerekçe olarak göstermişler. Babaaannemde “Tek oğlumu göndermem” diyerek izin vermemiş babamın futbolcu olmasına… Dedem de zamanında babama engel olmasına rağmen benimle çok yakından ilgileniyor. Hatta ben Altaydayken, üç yıl boyunca babaanemle beraber yanımda kalıp, bana baktılar. Onların da çok etkisi var benim bu seviyeye gelebilmemde…

Bildiğim kadarıyla senin ilgilendiğin tek spor dalı futbol değil. Atletizmle de ilgilendin. Hatta çeşitli turnuvalarda birinciliklerin de var, öyle değil mi?

İlkokul ve ortaokuldayken katıldığım turnuvalardan beş tane birinciliğim, iki tane ikinciliğim ve bir tane de üçüncülüğüm vardı. Üçüncülüğü yedi yaşımdayken kazanmıştım, ardından da performansımı giderek arttırdım. Benim için futbol kadar önemliydi.

Hala hızlı koşuyor musun?

Evet, zaten yorumcular da beni değerlendirdikleri zaman öncelikle bir stoper olarak süratimden bahsediyorlar.

Takımda Sabride bu konu da oldukça başarılı…

Evet, Sabri Ağabeyin yanısıra Serkan Ağabeyde oldukça süratli futbolcular. Gerçi Serkan Ağabey 1,5 yıldır sakat ve hızından bir şeyler kaybetmiştir ama, tam olarak hazır olduğu zaman yine eski süratine ulaşacaktır.

Senin Galatasaraya gelişinden bahsedelim biraz… 15 yaşında geldin Galatasaray Altyapısına değil mi?

Evet, 15 yaşında Altaydan transfer oldum ve beni direk paf takıma aldılar. Hatta buraya ailemle beraber geldik, anlaştık ve sonrasında tatil yapmak için geri döndüm. Tatil yapacaktım ama bir hafta beni paf takımla kampa girmem için çağırdılar. Çok şaşırdım, çünkü henüz 15 yaşındaydım ve birlikte oynayacağım futbolcular 19 yaşındaydı. Bu duruma rağmen paf takımla ilk kampım gayet güzeldi. İki maçta oynadım, ikisi de çok güzeldi. Muratla beraber oynadık. O da zaten şu anda bizim paf takımda oynuyor. Sonrasında Süper Genç kategorisinde oynadığımız Beşiktaş maçında kafama aldığım darbe nedeniyle sakatlık geçirdim ve 8 ay sahalardan uzak kaldım. Beyin ameliyatı olmuştum. İki ay sonra düzeldim, ve Feldkamp döneminde Sivas maçıyla beraber A takıma çıktım.

A takıma ilk çıkacağını duyduğun zaman Song takımda değildi sanırım… O zaman neler hissettin peki?

Evet, Song cezalıydı. A takıma çıkmamdan önce Gençlerbirliği maçımız vardı ve o maçta gol de atmıştım. O akşam maç yaptığım için çok yorgun olmama rağmen, ilk kez A takımla idmana çıkacağım için heyecandan uyuyamamıştım. Hiç stres yaşamadım. Uyuyamamamın nedeni tamamiyle mutluluğum ve heyecanımdı. . Galatasaray formasını bu seviyede giyebilmek çocukluğumun hayaliydi tabi… Zaten biz ailece Galatasaraylıyız. Altayda, oynarken Burhaniyede bir turnuva, Türkiye şampiyonası vardı. Galatasaray beni orada beğenmişti. Recep Yazıcıyla Ahmet  Keskinkılıç… Bizim de Altayda Tayfun Hocamız vardı. Babama ‘Galatasaray sizin oğlunuzu alacak, haberiniz olsun dedi. Ben de bunu duyunca doğal olarak çok mutlu oldum. Babamın da bana ilk sözü ‘Boğulacaksan büyük denizde boğul oğlum oldu. Çok anlamlı bir laftı bu… Benim buralara gelmemde babamın çok büyük katkısı var.

Anladığımız kadarıyla baban sağ oldukça sana büyük destek vermiş. Ailenin çocuğun istediği mesleği seçmesi için destek olmadı çok önemli bir şey. Başka kardeşin var mı? Onlar da sporla ilgileniyorlar mı?

İki tane ağabeyim var. Biri iki ay önce askerden yeni geldi, diğeri de şu anda İzmirde … Onların futbolla ilgisi yok.

Seninle konuşurken , sohbet ederken eleştiri yaparlar mı?

Yok yok. Ben ailemin içinde spor konuşmam. Futbol konuşulmaz bizim evde.

Babanla da mı konuşmazsınız?

Babam çok meraklı o konularda… Sürekli soruyor, ‘takımda nasıl gidiyor, abilerinle nasıl konuşuyorsun diye… Ben o tip sorulara genelde cevap vermiyorum. Zaten sürekli futbolun içindeyiz. Bütün zamanımız futbolla geçiyor. Boş günlerimizde de futbol konuşmak istemiyorum.

Galatasaray gerçekten bir aile gibidir. Bu ortamın içerisinde olmayan bu durumu bilemez. Galatasarayın altyapıdan gelen oyuncularıyla, dışarıdan gelen yabancı oyuncuları her zaman iç içedir. Sen bu duruma örnek teşkil edebilecek futbolculardansın zaten… Bunu



Yazar:
Zaman:
Cumartesi, Ekim 31st, 2009 at 18:57
Kategori:
Gs Haberler
Yorumlar:
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Yeriniz:

Yorum Yapin

You must be logged in to post a comment.

Sitemap | |

Önerdiğimiz Siteler